ANALİZ- Ons Altın: Faiz Baskısı Geçici, Rezerv Dönüşümü Kalıcı (Trive Yatırım) [FNC-NEWS]

  • 22.09.2026 17:30

https://mona-forinvest-news-inbound-mails.s3.us-east-1.amazonaws.com/attachments/bc910aabbc254184b8bb9e174bbb90d2%40triveportfoy.com.tr/Ons%2520Alt%25C4%25B1n%2520Faiz%2520Bask%25C4%25B1s%25C4%25B1%2520Ge%25C3%25A7ici%252C%2520Rezerv%2520D%25C3%25B6n%25C3%25BC%25C5%259F%25C3%25BCm%25C3%25BC%2520Kal%25C4%25B1c%25C4%25B1.pdf


Altında merkez bankalarının güçlü talebi yapısal destek sağlamaya devam ederken kısa vadede fiyat hareketini Fed'in para politikası ve reel faizler belirliyor. Ons altın, Fed'in temmuz toplantısında politika faizini sabit bırakmasının ardından enflasyonla mücadeleye yönelik güvenin zayıflamasıyla 4700 dolara kadar tırmandı ancak Fed Başkanı Kevin Warsh'ın ağustos sonundaki Jackson Hole konuşması ve ardından gelen faiz artırımıyla 4330 dolar seviyelerine gerilemiş durumda. Bu seviye, 28 Ocak 2026'da ulaşılan 5589 dolarlık tarihi zirvenin yaklaşık %22 altında bulunuyor. Mevcut tabloda altın fiyatlarına zıt yönlerden etki eden çok sayıda unsur söz konusu ve bunların en dikkat çekeni, ABD-İran savaşının bu kez altın için bir destek değil, faiz kanalı üzerinden bir baskı unsuru olarak öne çıkması. Bu nedenle çatışmanın sona ermesi, alışılageldiğinin aksine altın açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir.
Kısa vadeli fiyatlama üzerinde en etkili unsur olan tahvil piyasasıyla başlamak gerekirse temmuz FOMC toplantısında politika faizinin sabit bırakılması, Fed'in enflasyonla mücadeledeki kararlılığına ilişkin şüpheleri artırdı. Enflasyon beklentilerinin nominal faizlerden daha hızlı yükselmesiyle reel faizlerin gerilemesi ve faiz artırımı olasılığının azalması, ons altını ağustos ayında 4100 dolardan 4700 dolara taşıdı. Ne var ki bu tablo kısa sürede tersine döndü. Warsh'ın 28 Ağustos'taki Jackson Hole konuşması piyasayı enflasyon konusunda kararlı olduğuna ikna etti ve FOMC 16 Eylül'deki toplantıda oybirliğiyle politika faizini 25 baz puan artırarak 3,75 ile 4,00 aralığına taşıdı. Temmuz 2023'ten bu yana ilk artırım olan blişmelerle ons altın ağustos sonundaki 4700 dolar seviyesinden 4235 dolar seviyelerine kadar geriledi.
Güçlü hisse piyasası performansı da kısa vadede altının göreli cazibesini sınırlıyor. Yapay zeka temasının rekor gelir ve kar büyümesi üretmeye devam etmesiyle risk iştahının güçlü kaldığı bu ortamda, nakit akışı üretmeyen altının portföy içindeki fırsat maliyeti artıyor. Bununla birlikte 2024 ve 2025'te altın ile hisse senetlerinin birlikte rekor kırdığı hatırlandığında, bu etkinin tek başına belirleyici olmaktan çok faiz baskısını pekiştiren ikincil bir unsur olduğunu belirtmek gerekir.
Dünya Altın Konseyi (WGC) verilerine göre merkez bankası alımları ise uzun süredir altın için yapısal bir pozitif katalizör olmayı sürdürüyor. 2010 ile 2021 arasında yıllık ortalama 473 ton olan net alımlar, 2022 ile 2024 arasında üç yıl üst üste 1000 tonun üzerine çıkarken 2025'te de 863 tonla tarihsel olarak yüksek seviyesini korudu. 2026'nın ilk yarısında toplam alımlar 345 tonla daha ılımlı görünse de bu rakamın arkasında belirgin bir toparlanma yatıyor. 1Ç26'da yaklaşık 56 tona gerileyerek 4Ç21'den bu yana en düşük seviyeyi gören çeyreklik alımlar, 2Ç26'da 289 tonla 4Ç24'ten bu yana en yüksek seviyeye yükseldi. Aşağıdaki grafikte de görüldüğü üzere 2022 sonrasında çeyreklik alımların oturduğu yüksek taban, dönemsel düşüşlere rağmen merkez bankası talebinin gücünü koruduğuna işaret ediyor.
[cid:image001.png@01DD4AB7.A0081DE0]
Merkez bankalarının altına yöneliminde rezerv çeşitlendirmesi uzun süredir etkili olmakla birlikte, 2022'de Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın başlaması ve Rusya Merkez Bankası'nın döviz rezervlerinin önemli bir bölümünün dondurulması bu eğilimi belirgin biçimde hızlandıran bir kırılma noktası oldu. Yukarıdaki grafikte 3Ç22'de görülen ve 450 tonu aşan rekor çeyreklik alım da bu kırılmanın hemen ardından gerçekleşti. IMF ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) çalışmaları, bu gelişmenin rezervlerin yalnızca getirisini değil, gerektiğinde erişilebilirliğini ve yaptırım riskini de merkez bankalarının gündemine taşıdığını herhangi bir ülkenin yükümlülüğü olmayan ve ülke içinde saklanabilen altının bu çerçevede daha cazip bir rezerv varlığı haline geldiğini ortaya koyuyor. Nitekim ECB, merkez bankası altın alımlarının Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından belirgin biçimde hızlandığını belirtirken, Dünya Altın Konseyi'nin 2026 anketinde merkez bankalarının %82'si portföy çeşitlendirmesini, özellikle gelişmekte olan ülke merkez bankalarının önemli bir bölümü ise jeopolitik riskten korunmayı altın tutma nedenleri arasında gösteriyor.
Bu dönüşümün ulaştığı boyut aşağıdaki grafikte açıkça görülüyor. IMF ve ABD Hazinesi verilerine göre küresel resmi alentilerini yukarı taşırken, merkez bankalarının daha sıkı para politikası uygulayacağı beklentisini güçlendirerek nominal tahvil faizleri üzerinde yukarı yönlü baskı yaratıyor. Bu tabloyu ağırlaştıran bir diğer gelişme, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta enerji altyapısının yeniden yoğun biçimde hedef alınması oldu. Ukrayna'nın Rus rafinerilerine yönelik saldırılarının Rusya'nın rafinisk, Fed'in sıkılaşma döngüsünün büyümeyi ve istihdamı beklenenden hızlı yavaşlatması ve bunun sonucunda faiz artırım patikasının erken sona ermesi. Böyle bir senaryoda reel faizlerdeki gerileme, altında zirve denemesini daha erkene çekebilir. Fed üzerindeki siyasi baskının yeniden gündeme gelmesi de para politikasının güvenilirliğine ilişkin soru işaretlerini artırarak altına yönelik talebi hızla canlandırabilecek bir diğer unsur. ABD/İran savaşının beklenenden hızlı bir diplomatik çözüme kavuşması ise enerji fiyatları ve enflasyon beklentileri üzerinden bu süreci öne çekebilir. Aşağı yönde ise savaşın uzaması ya da enerji altyapısına yönelik yeni saldırılarla petrol fiyatlarının yeni bir yükseliş dalgası yapması, Fed'i beklenenden daha fazla artırıma zorlayarak 4100 dolar desteğini test ettirebilir. Yapısal destek olarak öne çıkardığımız merkez bankası talebi tarafında da Dünya Altın Konseyi, likidite ihtiyacı ya da kur yönetimiyle bağlantılı taktiksel satışların mümkün olduğunu belirtiyor kur baskısı altındaki gelişmekte olan ülke merkez bankalarının rezerv savunması için altın satışına yönelmesi bu desteği geçici olarak zayıflatabilir. Son olarak yatırım akışlarının hızla tersine dönebildiği de unutulmamalı. Nitekim 1Ç26'da ABD'deki altın ETF'lerinden mart ayında görülen yüksek çıkışlar, çeyreğin başındaki girişleri tamamen silmişti.
Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
ForInvest HaberBurada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.