DEİK Başkanı Olpak: Yeni OVP'de öngörülebilirlik iş dünyası için çok önemli [FNC-NEWS]

  • 07.09.2026 08:04



Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027?2029 dönemini kapsayan yeni Orta Vadeli Program'a ilişkin yazılı bir değerlendirme yaptı.
ForInvest Haber'e gönderilen açıklamaşa göre, Olpak değerlendirmesinde şunları ifade etti:
"Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027?2029 dönemi Orta Vadeli Programı'nı, ekonomimizin önümüzdeki üç yıllık yol haritasını ortaya koyması ve iş dünyamızın geleceğe ilişkin planlamalarına rehberlik etmesi açısından önemli buluyoruz. İş dünyası olarak öngörülebilirliğin güçlendirilmesini, yatırım ve sürdürülebilir büyümenin temeli olarak görüyoruz. Programın temel hedefi olarak ifade edilen istikrarın güçlendirilmesini de enflasyonla mücadelede kalıcı başarı, üretim yapımızın geliştirilmesi ve yatırım ortamına duyulan güvenin pekiştirilmesiyle birlikte değerlendiriyoruz.
Yeni OVP öncesinde, Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz başkanlığında, bakan yardımcılarımız ve iş dünyası başkanlarımızın katılımıyla gerçekleştirdiğimiz istişare toplantısında ekonomimize ilişkin değerlendirmelerimizi aktarmıştık. DEİK olarak toplantıda enflasyonla mücadele ve mali disiplinin yanı sıra üretim kapasitemizin, yatırım iştahımızın ve ihracat gücümüzün korunmasının, uluslararası rekabetçiliğimizin artırılmasının ve öngörülebilir bir yatırım ortamının güçlendirilmesinin önemini vurgulamıştık. Açıklanan programı da bu önceliklerin yer alması çerçevesinde ayrıca memnuniyetle karşıladık.
Enflasyonla mücadelede kararlılık ve sürdürülebilir büyüme önemli
Ekonomimizin yol haritasını değerlendirirken jeopolitik gelişmelerin ve küresel risklerin Türkiye'ye yansımalarını da dikkate alıyoruz. Yakın coğrafyamızdaki çatışmaların enerji fiyatları ve lojistik maliyetleri üzerinden oluşturduğu baskılar ticarette korumacılık ve dış talepteki belirsizliklerle birlikte üretim ve ihracat kararlarımızı doğrudan etkiliyor. Bu gelişmeler, enflasyonla mücadeleden dış ticaret dengesine, finansman koşullarından yatırım iştahına kadar geniş bir alanda etkili olabiliyor. Bu nedenle programın uygulanmasında dış şoklara karşı dayanıklılığımızı artıracak adımlar ve değişen koşullara zamanında yanıt verebilme kapasitemiz önemli.
Programda enflasyonun 2026 yılı sonunda yüzde 28,4'e güncellendiğini görüyoruz. Yeni dönemde ise programın son yılı olan 2029 yılında yüzde 9'a indirilmesi öngörülüyor. Geçtiğimiz yıl yüzde 3,8 olarak belirlenen 2026 yılı büyüme verisi yüzde 3,3'e revize edildi. 2027'den itibaren kademeli olarak artarak 2029 yılı sonunda yüzde 5'e ulaşması hedefleniyor. Bu hedeflere ilerlerken fiyat istikrarını sağlayacak adımlarla üretim kapasitemizi, istihdamımızı ve ihracatçımızın rekabet gücünü destekleyen politikaların birlikte yürütülmesini önemsiyoruz.
Sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmak için büyümenin niteliğine yapılan vurgu çok önemli. Verimlilik artışına, yüksek katma değerli üretime, güçlü ihracata ve nitelikli istihdama dayanan bir büyüme yapısı, ekonomimizin dış şoklara karşı dayanıklılığını artıracaktır. Bu çerçevede 2026 yılında yüzde 3,3 olarak açıklanan büyüme tahminin 1,2 gibi önemli bir kısmının verimlilikten gelmesini çok değerli buluyoruz. Büyümenin kalıcı refaha dönüşebilmesi için kaynaklarımızı etkin kullanan, teknolojik gelişimi ve çevresel sürdürülebilirliği gözeten yatırımları desteklemeliyiz.
Finansmana erişim iş dünyasının önceliği
İş dünyamız açısından programın başarısını sahada hissedilir kılacak başlıkların başında uygun koşullarda finansmana erişim geliyor. Üretim ve ihracat yapan firmalarımızın işletme sermayesi ihtiyacının karşılanması, yatırım kredilerinde vade ve maliyet koşullarının iyileştirilmesi, özellikle KOBİ'lerimizin dönüşüm yatırımlarının desteklenmesi büyük önem taşıyor. Enflasyonla mücadele sürecinde üretim kabiliyetimizi korumamız, önümüzdeki dönemin büyüme potansiyelini de güçlendirecektir.
İmalat sanayinin güçlendirilmesi stratejik bir öncelik
Bu çerçevede imalat sanayimizin güçlendirilmesini stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Mevcut üretim kapasitemizi korurken makine ve teknoloji yatırımlarıyla sanayimizin verimliliğini yükseltmeli, yüksek katma değerli ürünlerin üretimimiz ve ihracatımız içindeki payını artırmalıyız.
Programın hazırlık aşamasındaki kamu ve özel sektör diyaloğunun uygulama döneminde de devam etmesi çok değerli. Atılacak adımların takvim doğrultusunda hayata geçirilmesi, sonuçlarının düzenli izlenmesi ve sahadan gelen ihtiyaçlara hızlı çözümler geliştirilmesi, hedeflere ulaşılmasını destekleyecektir. Öngörülebilirliği güçlendiren bu yaklaşım, iş dünyamızın yatırım planlarını somut adımlara dönüştürmesine de katkı sağlayacaktır.
Öngörülebilirlik Güven Rekabetini Destekleyecek
Bugün küresel rekabeti aynı zamanda bir güven rekabeti olarak görüyoruz. Uluslararası yatırımcılar ve ticaret ortakları maliyet ve pazar avantajlarının yanında kuralların öngörülebilirliğine, tedariğin sürekliliğine ve uzun vadeli iş yapabilme güvencesine de bakıyor. Türkiye'nin üretim kabiliyetini, coğrafi konumunu ve güçlü ticari bağlantılarını kalıcı bir avantaja dönüştürmenin yolu, bu güveni her alanda pekiştirmekten geçiyor. Ekonomi politikalarındaki tutarlılık, uygulamada şeffaflık ve düzenleyici çerçevedeki öngörülebilirlik, hem kendi şirketlerimizin yatırım kararlarını hem de uluslararası ortaklarımızın Türkiye'ye duyduğu güveni destekleyecektir.
Programda ilk kez yer alan "Ekonomik Güvenlilik ve Dayanıklılık" başlığını da ayrıca önemli buluyoruz. Küresel zorluklar birçok alanda güvenlik ve dayanıklılık kavramını ön plana çıkardı. Böyle bir başlık altında enerji ve doğalgazda arz güvenliğinin güçlendirilmesi, gıdada arz güvenliği ve tarımsal dayanıklılık, kritik teknolojilerde yerli üretimin artırılması, aile ile toplumsal ve fiziki dayanıklılığın sağlanması alanları bütüncül bir yaklaşımı ifade ediyor.
DEİK olarak iş konseylerimiz aracılığıyla şirketlerimizin yeni pazarlara açılmasına, uluslararası ortaklıklar geliştirmesine ve ülkemize yatırım kazandırılmasına katkı sunmaya devam ederken ülkemizin güven rekabetinde üst basamaklara çıkmasının gayreti içerisinde olacağız. İstişare toplantımızın ardından ifade ettiğimiz gibi, yeni OVP'nin olumlu sonuçlarını hep birlikte bekliyoruz. İş dünyası olarak bu sonuçların üretime, yatırıma, ihracata ve istihdama yansıması için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getireceğiz.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz başta olmak üzere programın hazırlanmasına katkı sunan ekonomi yönetimine ve tüm kurumlarımıza teşekkür ediyor, 2027?2029 dönemi Orta Vadeli Programı'nın ülkemiz ve iş dünyamız için hayırlı olmasını diliyorum."

ForInvest Haber