BIST 14.600 Seviyesinde Direnç Gösterirken, Küresel Piyasalarda Petrol ve Faiz Endişeleri Hakim [FNC-NEWS]
- 24.08.2026 09:13
BIST 14.600 Seviyesinde Direnç Gösterirken, Küresel Piyasalarda Petrol ve Faiz Endişeleri Hakim
ForInvest Haber'e gönderilen açıklama şöyle:
Borsa İstanbul geçen hafta küresel piyasalardan pozitif ayrışarak 14.600 sınırına kadar tepki vermiş ve göreceli olarak kuvvetli bir eğilim sergilemişti. Ancak ABD tahvil faizlerindeki artış ve petrol fiyatlarındaki yükseliş bu ayrışmanın sürmesini zorlaştıran iki temel dış risk olarak çalıştı. Özellikle Türkiye'nin net enerji ithalatçısı olması nedeniyle Brent'in 90 dolar üzerinde kalıcılaşması cari açık ve enflasyon beklentilerini aynı anda olumsuz etkileyebilir.
Geride bıraktığımız haftada küresel piyasalar yükselen petrol fiyatları ve uzun vadeli faizlerin yeniden yukarı yönlü hareket etmesiyle zayıf bir performans sergiledi. Buradaki önemli nokta, faizlerdeki yükselişin Fed'in daha şahin fiyatlanmasından kaynaklanmaması yüksek bütçe açığı, 40 trilyon doları aşan kamu borcu, artan tahvil arzı ve yükselen vade primi uzun vadeli getirileri yukarı itti. ABD Hazinesi'nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını artırması faizlerde geçici rahatlama yaratmış olsa da hareketin hızla geri alınması, tahvil piyasasının mali görünüm konusunda ikna olmadığını gösteriyor. Büyüme tarafındaki sinyaller ise Fed açısından daha güvercin bir karşı argüman yaratıyor: perakende satışlarının %0,6 gerilemesi ve tüketici güveninin belirgin şekilde zayıflaması iç talebin ivme kaybettiğine işaret ederken piyasalar, Fed tutanaklarındaki kısmen şahin tona rağmen Eylül toplantısında faiz artırımını hâlâ ana senaryo olarak görmüyor.
Yeni haftada makroekonomik veri açısından en önemli gün ise Çarşamba olacak. Söz konusu günde ABD ikinci çeyrek büyümesinin ikinci tahmini, Temmuz kişisel gelir ve harcamaları ile Fed'in yakından izlediği PCE enflasyonu açıklanacak. İlk tahminde ikinci çeyrek büyümesi yıllıklandırılmış bazda %1,5 ile ilk çeyrekteki %2,1'in altında gerçekleşmişti. Dolayısıyla PCE'nin yüksek kalması halinde piyasalar yeniden "zayıflayan büyüme + dirençli enflasyon" kombinasyonunu fiyatlayabilir ve bu özellikle uzun vadeli tahviller ile hisse senetleri için olumsuz bir resim çizebilir. Buna karşılık PCE'de belirgin yumuşama ve büyümede aşağı yönlü revizyon Fed üzerindeki sıkılaşma baskısını azaltarak faizlerde rahatlama sağlayabilir. Aynı gün açıklanacak olan NVIDIA'nın bilançosu da hisse piyasaları açısından en az makro veriler kadar önemli yapay zeka yatırımlarının etkisi düşünüldüğünde güçlü sonuçlar gelmesi teknoloji hisselerine yeniden destek verebilir.
Haftanın en önemli başlığı ise 27?29 Ağustos'taki Jackson Hole Sempozyumu olacak. Piyasalar sempozyumda esas olarak Fed Başkanı Kevin Warsh'ın enflasyon, büyüme ve faiz patikasına ilişkin mesajlarını izleyecek. Özetle PCE ve Jackson Hole'dan güvercin sinyaller gelmesi halinde geçen haftaki zayıflığın ardından endekslerde toparlanma potansiyelinin arttığını görebiliriz. Ancak uzun vadeli faizler ve petrol yüksek kaldığı sürece risk iştahının kırılgan kalabileceğini unutmamak gerekir.
Doların son dönemdeki fiyatlaması, klasik "yüksek ABD faizi = güçlü dolar" ilişkisinin neden her zaman çalışmadığının iyi bir örneğini sunuyor. ABD 10 ve 30 yıllık tahvil getirileri yeniden yükselmiş olmasına rağmen dolar endeksi yaklaşık üç aylık diplerde bulunuyor. Bunun temel nedeni mevcut faiz yükselişinin Fed'in daha şahin fiyatlanmasından kaynaklanmaması. Uzun vadeli getiriler daha çok yüksek bütçe açıkları, büyüyen Hazine arzı, artan vade primi ve yatırımcıların ABD'nin mali sürdürülebilirliğine ilişkin talep ettiği ek getiri nedeniyle yükseliyor. Bu tür bir faiz artışı dolar açısından her zaman olumlu değil aksine ABD varlıklarına ilişkin risk priminin yükseldiği için para birimini baskılıyor. Ayrıca Hazine'nin tahvil geri alımlarıyla getirileri doğrudan sınırlamaya çalışması da bazı yatırımcılarda politika güvenilirliği konusunda soru işaretleri yaratmış durumda.
Petrolde geçen hafta jeopolitik risk primi yeniden belirgin biçimde artış gösterirken Brent yaklaşık olarak bir ayın en yüksek seviyelerine ulaştı. Bu hareketin ana katalizörü ABD Başkanı Trump'ın İran'a destek veren ülkelere yönelik "eşi görülmemiş ekonomik savaş ve izolasyon" tehdidiydi. ABD Hazine Bakanı Bessent'in İran'a karşı bugün yeni adımların ayrıntılarını açıklayacağını söylemesi de piyasanın yaptırımların Çin dahil İran petrolünün alıcılarına kadar genişleyebileceği ihtimalini fiyatlamasına neden oluyor. Burada kritik nokta, İran'ın elindeki en güçlü pazarlık kozunun hâlâ Hürmüz olması. Gemicilik verileri geçen hafta sınırlı sayıda emtia gemisinin boğazdan geçtiğini gösteriyor. Dolayısıyla petrol piyasası siyasi açıklamalardan bağımsız olarak fiili bir arz ve lojistik sorunu yaşamaya devam ediyor. Hürmüz savaş öncesinde dünya petrol tüketiminin yaklaşık beşte birine denk gelen akışın geçtiği koridor olduğu için mevcut trafik seviyesi uzun süre korunursa küresel rafineri sisteminin alternatiflere yönelmesi kaçınılmaz olabilir. Bu durum doğal olarak navlun, sigorta ve rafineri maliyetlerini de yükseltiyor.
Altın geride bıraktığımız haftayı 4.600 doların üzerinde tamamladı ve üst üste üçüncü haftalık yükselişine imza attı. Geçen haftaki getiri %5,2 olurken yeni haftaya da pozitif bir zeminde başlanması ile ayın başından bu yana yaşanan yükseliş ise %15'e yaklaştı. Öte yandan son birkaç günlük fiyatlama altının neden yalnızca faiz seviyesine bakılarak değerlendirilmemesi gerektiğini ortaya koyuyor. Öyle ki ABD uzun vadeli tahvil getirileri yeniden yükselirken normal koşullarda bu durum faiz getirisi olmayan altının fırsat maliyetini artıran bir unsur. Buna rağmen altının güçlü kaldığını gördük çünkü mevcut faiz yükselişi aynı zamanda ABD kamu maliyesine ilişkin güven sorununu temsil ediyor. Hazine'nin faizleri sınırlamak için alışılmışın dışında daha aktif bir borç yönetimi uygulamasına yönelmesi, yatırımcıların portföylerinde dolar dışı varlıklara daha fazla ağırlık vermesine yol açıyor. 4500 doların üzerinde kalındıkça yukarı yönlü hareket etme eğiliminin devam edebileceğine yönelik görüşümüzü koruyoruz. Böyle bir senaryoda 4700 dolar ilk önemli direnç olarak izlenebilir.
Borsa İstanbul geçen hafta küresel piyasalardan pozitif ayrışarak 14.600 sınırına kadar tepki vermiş ve göreceli olarak kuvvetli bir eğilim sergilemişti. Ancak ABD tahvil faizlerindeki artış ve petrol fiyatlarındaki yükseliş bu ayrışmanın sürmesini zorlaştıran iki temel dış risk olarak çalıştı. Özellikle Türkiye'nin net enerji ithalatçısı olması nedeniyle Brent'in 90 dolar üzerinde kalıcılaşması cari açık ve enflasyon beklentilerini aynı anda olumsuz etkileyebilir. İyimser senaryoda ise petrolün geri çekilmesi ve haftanın en önemli başlığı olan Jackson Hole Sempozyumu'nda Fed Başkanı Warsh'un görece ılımlı mesajlar vermesi Türkiye açısından da oldukça destekleyici bir kombinasyon yaratabilir. Öyle ki doların küresel olarak zayıfladığı, ABD tahvil faizlerinin gerilediği ve risk iştahının toparlandığı bir zeminde gelişmekte olan ülke piyasalarının ön plana çıkması sürpriz olmayacaktır. Öte yandan TCMB'nin İran savaşının başlamasından bu yana ara verdiği haftalık repo ihalelerine yeniden başlayacak olmasının hisse senetlerine yönelimi destekleyebileceğinin altını çizmek gerekir. Makroekonomik veri akışının ise yeni haftanın ilk işlem gününde oldukça sakin seyretmesiyle piyasalara yön verebilecek önemde bir gündem maddesi bulunmuyor. Bu çerçevede bir yandan petrol fiyatları ve tahvil faizlerine odaklı seyrini sürdürmesi muhtemel görünen piyasalar diğer yandan 27-29 Ağustos'taki Jackson Hole Sempozyumu'nu beklemeye devam edecektir.
ABD tahvil piyasasında geçen hafta yaşanan hareket piyasanın Hazine'nin geri alım programına ilişkin bakışını oldukça netleştirdi. Çarşamba günü uzun vadeli geri alımların iki katına çıkarılacağının açıklanmasıyla 30 yıllık getiri hızlı biçimde düşmüş ve bu adım tahvil piyasasında belirgin bir rahatlama yaratmıştı. Ancak yalnızca bir gün sonra getirilerin yeniden yükselmesi, yatırımcıların programı kalıcı bir çözümden çok geçici bir destek olarak değerlendirdiğini gösteriyor. Bunun nedeni uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükselişin esas kaynağının piyasa işleyişi değil ABD'nin mali görünümü olması. Federal borç 40 trilyon doları aşarken, bütçe açığı GSYH'nin %6'sından fazla ve federal faiz giderleri yıllık yaklaşık 1,2 trilyon dolara ulaşmış durumda. Böyle bir yapıda Hazine birkaç milyar dolarlık uzun vadeli kağıdı piyasadan çekerek teknik likiditeyi iyileştirebilir ancak yeni borçlanma ihtiyacını ortadan kaldıramaz. Bu nedenle yatırımcılar özellikle uzun vadelerde daha yüksek vade primi istemeye devam ediyor. Tahvil faizlerinin özellikle borç sorunundan dolayı yüksek kalması ise dolara destek vermekten son derece uzak bir resim çiziyor. Bu çerçevede gelişmekte olan ülke para birimlerinin geride bıraktığımız haftada genel hatlarıyla iyimser seyrettiğini gördük. TL'de ise geçen hafta kayıplar kısmen hız kazanmış olsa da göreceli yüksek faiz desteği etkisini sürdürürken TL'ye yönelik bakış açısında anlamlı bir farklılık görmüyoruz.
BIST-100 endeksi geride bıraktığımız haftada sadece iki gün artı bölgede kapanış yapmış olsa da eksi kapanışların yapıldığı günlerde kayıpların son derece sınırlı kalması yurt dışı piyasalara kıyasla çok daha dirençli bir eğilim sergilenmesini sağladı. Bu çerçevede endeks haftayı %2,4 oranında kazanımla noktalarken küresel ölçekte bakıldığında hisse senetlerinin ortalamada %1,2 oranında değer kaybettiğini görüyoruz. ABD tahvil faizlerinin yukarı yönlü eğilimi ve petrol fiyatlarındaki göreceli yüksek seviyeler ise risk iştahını limitleyen unsurlar olarak kalmaya devam ediyor. Buna karşın doların zayıf performansı ve haftalık repo ihalelerinin başlaması ile ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin geri çekilecek olması destekleyici unsurlar olarak kabul edilebilir. Teknik açıdan bakıldığında ise endekste 14.650 puanı ilk önemli direnç olarak izlemeye devam ediyoruz.
Günü 16816 puandan kapatan BIST-30 kontratlarında 16629, 16441, 16273 destek olarak izlenebilir. 16985, 17153 ve 17341 ise direnç noktalarını oluşturuyor.
Günü 48.344 seviyesinde kapatan USD/TL vadeli işlem kontratlarında 48.3256, 48.3073, 48.2806 destek olarak izlenebilir. 48.3706, 48.3973 ve 48.4156 ise direnç noktalarını oluşturuyor.
ForInvest Haber