TCMB Başkanı Fatih Karahan'ın "Enflasyon Raporu 2026-III"ün Tanıtımına İlişkin Bilgilendirme Toplantısında Yaptığı Konuşma [FNC-NEWS]

  • 13.08.2026 11:05


TCMB Başkanı Fatih Karahan'ın "Enflasyon Raporu 2026-III"ün Tanıtımına İlişkin Bilgilendirme Toplantısında yaptığı konuşma:
Kıymetli Basın Mensupları, Saygıdeğer Katılımcılar,
2026 yılının üçüncü Enflasyon Raporu bilgilendirme toplantısına hoş geldiniz.
Dezenflasyon sürecinin seyrinde bu yıl öne çıkan jeopolitik gelişmeler, Mayıs   Enflasyon Raporu'ndan bu yana dalgalı seyrini koruyor. Bu gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki etkilerini proaktif bir şekilde takip ediyoruz.
Savaşın seyrine ilişkin söz konusu yüksek belirsizlik ortamında sıkı ve ihtiyatlı duruşumuzu sürdürürken, para politikamızı kısa vadeli gelişmelerin yanı sıra orta vadeli enflasyon görünümünü de gözeterek şekillendirmeye devam ediyoruz.
Nitekim jeopolitik gelişmelerin yol açtığı arz yönlü şoklar dezenflasyon sürecine olumsuz yansısa da, para politikamızın talep koşulları üzerindeki sıkılaştırıcı etkilerini açık bir şekilde gözlemliyoruz.
Bu bağlamda, maliyet artışlarına karşın temel mal enflasyonu düşük seviyelerini korurken, belli başlı hizmet kalemlerinde de enflasyon ataleti zayıfladı ve dezenflasyon devam etti. Yurt içi dinamiklerde izlediğimiz bu olumlu gelişmeleri, kararlı politikamızın bir sonucu olarak değerlendiriyoruz.
Enflasyon beklentileri ile fiyatlama davranışlarının da önemini koruduğktasına geldi.
Petrol fiyatları da mutabakatın akabinde savaş öncesi seviyelere yakınsadı, ardından yeniden yükseldi.
Mevcut durumda petrol fiyatları yüksek ve oynak seyrini sürdürüyor.
Doğal gaz fiyatlarında da benzer bir görünüm hakim. 
Daha genel baktığımızda gerek enerji, gerekse enerji dışı emtia fiyatları savaş öncesine kıyasla yüksek düzeylerini koruyor.
Buna bağlı olarak ithalat fiyatlarının da savaş sonrasında belirgin ölçüde arttı geçtik.
Arz yönlü baskılar önceki Rapor dönemine kıyasla bir miktar hafiflese de, dezenflasyonda ivme kaybına neden olmaya devam etti.
Bu dinamikler eşliğinde, yıllık tüketici enflasyonu temmuz ayı itibarıyla yüzde 31,8 seviyesinde gerçekleşti. Çekirdek enflasyon göstergeleri ise manşet enflasyonun biraz altında kaldı.
Nitekim enerji ve gıdayı dışlayan C endeksinde, yıllık enflasyon yüzde 30'un hafif altında gerçekleşti.
Diğer taraftan, yönetilen/yönlendirilen ürünlerde fiyat artışları bir süredir TÜFE'nin üzerinde seyrediyor. Dolayısıyla söz konusu ürünleri dışlayan F endeksi manşet enflasyonun altında seyrediyor. 
Temmuz ayında enflasyonun ana eğiliminde dağılım bazlı göstergeler öncülüğünde gerileme gördük.
Bu göstergeler, B ve C gibi dışlamaya dayalı göstergelere kıyasla daha belirgin geriledi bu nedenle ana eğilim tahminlerimize göre daha düşük gerçekleşti. 
Bu görünümde, temel mal ve işlenmiş gıda gibi alt kalem sayısı fazla olan geniş kapsamlı gruplardaki fiyat gelişmeleri öne çıktı.
Son üç aydaki yıllıklandırılmış ana eğilimi hesapladığımızda, takip ettiğimiz altı göstergenin ortalaması yüzde 27'li seviyelere işaret ediyor. 
Bununla birlikte, tasarım gereği daha uzun vadeli eğilimleri yansıtan  ve tek seferlik etkileri dışlayan trend enflasyon göstergesi görece yatay seyrediyor. 
Ana eğilimin iki temel bileşenine yakından baktığımızda, temmuz ayı itibarıyla temel mal enflasyonu düşük seviyelerini korurken, hizmet enflasyonu görece yüksek seyrini sürdürüyor.     
Bildiğiniz gibi, jeopolitik şokun enflasyondaki ilk yansımaları ağırlıklı olarak enerji ve petrokimya ile bağlantısı güçlü alt gruplar üzerinden gerçekleşti.
Bu doğrultuda, enerji ve temel mal grubu enflasyonlarında ikinci çeyrekte bir güçlenme izledik. Temmuz ayına geldiğimizde bu etkiler bir miktar azaldı.
Son dönem enflasyon gelişmelerinde öne çıkan bir diğer unsur ise gıda fiyatları oldu.  
2026 yılına ilişkin ilk bitkisel üretim tahminleri, geçen yıl kuraklık ve zirai don nedeniyle zayıflayan üretimin, bu yıl meyve ve tahıllar öncülüğünde yeniden toparlandığına işaret ediyor.
Üretimdeki bu iyileşme, gıda enflasyonu açısından olumlu bir arz yönlü görünüm sunuyor.
Ancak, bu genel iyileşmeye karşın, gıda enflasyonundaki olumsuz ayrışma belirginleşti. 
Gıda fiyatları üzerinde arz koşulları ile üretim maliyetlerinin etkilerini, Raporumuzda yer alan bir kutu çalışmasında ayreğinden itibaren belirgin yavaşladı.
Para politikasındaki sıkı duruşa ilave olarak KMH limitlerinin büyüme sınırına dahil edilmesi, büyüme sınırlarının düşürülmesi ve istisna kredilerin kapsamının daraltılması gibi adımlar bu yavaşlamada etkili oldu.
Sonuç olarak şubat sonunda yüzde 34,6 seviyesinde olan toplam kredi büyümesi yüzde 25 dolayına geriledi.
Kredi büyümesindeki bu yavaşlama tüm kredi türlerinde görülüyor.
Nitekim, TL ticari ve bireysel kredi büyümeleri yüzde 35 seviyesine gerilerken, YP kredi büyümesi yüzde 10'un altına geriledi. 
Kredi piyasasındaki bu gelişmelerin kredi kompozisyonunu iyileştirerek finansal istikrarı destekleyeceğini ve iç talepteki dengelenmeye katkı vereceğini değerlendiriyoruz.
İki Rapor dönemi arasında kısa vadeli tahvillere yönelik artan ilgiyle birlikte getiri eğrisinin kısa ucu geriledi.
Orta-uzun vadelerde ise sınırlı bir yükseliş oldu.
Artan jeopolitik belirsizliklerin risk göstergelerinde yol açabileceği bozulmayı kararlı ve proaktif politika duruşumuzla sınırlı tuttuk. 
Risk primi ve döviz kuru oynaklığı bir önceki Rapor dönemine kıyasla da belirgin iyileşme kaydetti ve söz konusu gelişmeler öncesindeki seviyelerine yakınsadı. 
27 Mart'ta 155 milyar dolar olan brüt rezervler 30 milyar dolar artışla 12 Ağustos itibarıyla 185 milyar dolar seviyesine yükseldi.
Swap hariç net rezervler aynı dönemde 35 milyar dolar artışla 56 milyar dolar seviyesine ulaştı.
ORTA VADELİ TAHMİNLER
Enflasyon tahminlerimizin detaylarına geçmeden önce, tahminlerimize baz oluşturan temel varsayımlarımızı sizlerle paylaşmak istiyorum. 
Konuşmamın başında da belirttiğim gibi, küresel büyüme görünümüne ilişkin beklentiler jeopolitik gelişmelerin etkisiyle zayıf seyrini sürdürdü.  Bu bağlamda, dış talep varsayımımızı 2026 yılı için aşağı yönde sınırlı olarak güncelledik. 
İkinci güncellememiz petrol ve ithalat fiyatlarıyla ilgili. Ateşkesin ardından düşen ancak sonraki gerilimlerle yeniden yükselen petrol fiyatlarında, gerçekleşmelerin de etkisi ile aşağı yönlü bir güncelleme yaptık. Sürecin seyrine ilişkin belirsizlik devam etmekle birlikte petrol fiyatlarının 2026 yılı içinde kademeli olarak gerileyeceğini varsaydık. 2027 yılı petrol fiyatları varsayımımızı ise savaşın  gidişatını göz önünde bulundurarak yukarı yönlü güncelledik.
Öte yandan, motorin rafineri marjları, doğal gaz ve diğer bazı emtia fiyatlarının da etkisi ile 2026 yılı ithalat fiyatları varsayımımızı bir miktar yukarı yönlü güncelledik. 2027 ithalat fiyatı varsayımımızı ise baz etkisi kaynaklı olarak aşağı çektik. 
Bunlara ek olarak, gıda fiyatları varsayımlarımızı, gerçekleşme ve tarımsal emtia fiyatlarındaki görünüm kaynaklı olarak yükselttik. 
Tahminlerimizi oluştururken, para politikasında sıkı duruşun korunduğu bir görünüm esas aldık. Ayrıca, ekonomi politikalarındaki eşgüdümün de devam edeceği varsayımını yansıttık. 
Şimdi enflasyon tahminlerimize geçelim.
Şimdiye kadar özetlediğim görünüm altında, 2026 yıl sonu enflasyon tahminimizi yüzde 28 olarak yukarı yönlü güncelledik. Enflasyonun 2027 yıl sonunda yüzde 15'e, 2028 yıl sonunda ise yüzde 9'a geriledikten sonra orta vadede enflasyon hedefi olan yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanacağını öngörüyoruz. 
2026 yıl sonu tahmininde yapılan 2 puan güncellemede, motorin, doğal gaz ve enerji dışı emtia fiyatlarındaki görünüm etkili oldu. Eşel mobil uygulamasına yönelik düzenlemelerin etkisini de tahminlerimize yansıttık. Bunun yanı sıra, gıda enflasyonu varsayımında yapılan yukarı yönlü güncelleme ile yönetilen/yönlendirilen fiyatlar da enflasyon tahminimizin yükselmesinde rol oynadı. 
Çıktı açığı tahminimizde ise önceki Rapor dönemine göre kayda değer bir güncelleme olmadı. Finansal koşullardaki sıkılığın korunmasıyla yurt içi talebin zayıf seyrini önümüzdeki dönemde sürdürmesini bekliyoruz. 
Ayrıca, geçmiş enflasyona endeksleme eğiliminin güçlü olduğu hizmet kalemlerinde ataletin zayıflamasıyla hizmet enflasyonundaki düşüşün giderek daha belirgin hale geleceğini öngörüyoruz. 
Sıkı parasal duruşun beklenti ve fiyatlama davranışlarındaki iyileşmeyi desteklemesiyle enflasyonun ana eğilimindeki gerilemenin önümüzdeki dönemde sürmesini bekliyoruz.
Hatırlayacağınız üzere Mayıs toplantımızda "tahmin iletişimine" ilişkin yeni bir yaklaşımrim.
Konuşmama son verirken, Rapor sürecindeki emekleri için başta Para Politikası Kurulu üyelerimiz, Başekonomist ve Başdanışman ekibimiz ile Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürlüğü çalışanlarımıza ve bilgilendirme toplantımızın hazırlıklarında görev alan tüm çalışma arkadaşlarıma huzurlarınızda teşekkür ediyorum.
Şimdi Başkan yardımcılarımızla birlikte toplantımızın soru-cevap bölümüne geçebiliriz.
ForInvest Haber