Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır: Sıfır atık vizyonunu üretim süreçlerine, Ar-Ge politikalarımıza entegre etmeyi sürdüreceğiz [FNC-NEWS]

  • 07.08.2026 07:08


Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sıfır atık vizyonunu üretim süreçlerine, Ar-Ge politikalarımıza entegre etmeyi sürdüreceğiz. Şimdi önümüzde, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya'da ev sahipliği yapacağımız COP31 var.  Bu önemli platformda, Sıfır Atık Hareketi'yle edindiğimiz tecrübeyi sanayimizin üretim ve teknoloji kabiliyetini adil ve kapsayıcı kalkınma anlayışımızı bütün dünya ile paylaşacağız." dedi.
ForInvest Haber'e gönderilen açıklama şöyle:
Bakan Kacır, Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Trabzon Çalıştayı'nın sonuç konferansına katıldı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Osman Turan Kongre Merkezi'nden gerçekleştirilen konferansa Bakan Kacır'ın yanı sıra, Trabzon Valisi Tahir Şahin, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, akademisyenler ve davetliler katıldı.
Bakan Kacır, programda yaptığı konuşmada Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sıfır atık vizyonunu üretim süreçlerine ve Ar-Ge politikalarına entegre etmeyi kararlılıkla sürdürdüklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:
SANAYİ DEVRİMİ: Sanayi Devrimi'nden bu yana insanlık ailesi olarak bilimden tıbba, ulaşımdan iletişime pek çok alanda muazzam başarı hikâyelerine imza attık. Tıpta kaydedilen ilerlemeler, dünya genelinde ortalama insan ömrünü 35 yıldan 73 yıla taşıdı. Ulaşım ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler mesafeleri muazzam ölçüde kısalttı. Peşi sıra gelen sanayi devrimleri üretim kapasitesini katbekat artırdı daha önce yalnızca belirli kesimlerin erişebildiği pek çok ürün ve hizmeti geniş toplum kesimleri için ulaşılabilir hâle getirdi. Buhar gücünden elektriğe, seri üretimden dijitalleşmeye uzanan bu büyük dönüşüm, insanlığın refahını yükseltti, dünya ekonomisine eşi benzeri görülmemiş bir ivme kazandırdı.
YERKÜRE ALARM VERİYOR: Ancak bu ilerleme yolculuğuna tabiatın kaynaklarını sınırsız, kendini yenileme gücünü sonsuz kabul eden bir üretim ve tüketim anlayışı da maalesef eşlik etti. Uzun yıllar boyunca, daha fazla üretmek ve daha fazla tüketmek kalkınmanın ölçüsü sayıldı. Doğal kaynaklar, korunması gereken ortak bir emanet olmaktan ziyade insanlığın hizmetine sunulmuş sınırsız bir hammadde deposu olarak görüldü. Sanayi devriminden bu yana yaklaşık 1,5 derece ısınan yerküre, bugün alarm veriyor. Doğal dengenin bozulması neticesinde dünyanın bazı bölgeleri kuraklık ve susuzlukla mücadele ederken, bazı bölgeleri şiddeti ve sıklığı giderek artan sellerin, fırtınaların ve orman yangınlarının yıkıcı sonuçlarıyla karşı karşıya kalıyor.
"YENİ BİR KALKINMA PARADİGMASI İNŞA ETMEK ZORUNDAYIZ": Giderek artan atık yükü ise karşı karşıya olduğumuz bu ağır tabloyu daha da derinleştiren bir başka küresel meydan okuma olarak karşımızda duruyor. Çevreyi ve tabiatın taşıma kapasitesini gözetmeyen üretim ve tüketim anlayışının neticesinde artık, yerkürenin en bakir coğrafyalarından Antarktika'da dahi mikroplastiklere rastlıyoruz. Üretimi kaynak verimliliğiyle, büyümeyi çevresel sorumlulukla buluşturan yeni bir kalkınma paradigmasını hep birlikte inşa etmek zorundayız. Sınırsız kaynak yanılgısına dayanan tüketim anlayışını terk etmek artık bir tercih değil dünyamıza, vatanımıza, evlatlarımıza karşı en büyük borcumuzdur.
YAŞANABİLİR BİR ÇEVRE: Nitekim Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın "Daha Adil Bir Dünya Mümkün" çağrısı, bizler için yalnızca uluslararası sistemin adaletsizliğine karşı yükseltilmiş güçlü bir itiraz değildir. Bu çağrı, aynı zamanda tabiatın nimetlerinden faydalanırken külfeti yoksullara, kırılgan kesimlere ve gelecek nesillere yükleyen anlayışa karşı ortaya konulmuş esaslı bir medeniyet teklifidir. İnsanlık ailesini adalet ve merhameti merkeze alan, temiz havayı, sağlıklı suyu, güvenli gıdayı ve yaşanabilir bir çevreyi herkesin temel hakkı kabul eden yeni bir dünya inşa etme iradesidir. Ürünü daha tasarım aşamasında uzun ömürlü ve yeniden kullanılabilir kılan, israfı oluşmadan önleyen, kullanım ömrünü tamamlayan her malzemeyi yeniden üretime kazandıran bir yaklaşımla insanlığın kalkınma yolculuğuna yeni bir istikamet çizebiliriz. Esasen bu yaklaşım, bizim medeniyetimizin mayasında vardır. Biz nimeti emanet bilen, ölçüyü gözeten, kanaati yücelten, bereketi israfın değil paylaşmanın ve tasarrufun neticesi kabul eden köklü bir irfanın mensuplarıyız.
SIFIR ATIK HAREKETİ: Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin öncülüğünde başlatılan Sıfır Atık Hareketi, işte bu medeniyet birikiminin günümüzün çevre meselelerine verilmiş en güçlü cevaplarından biri.  Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sıfır atık anlayışını başta imalat sanayimiz olmak üzere üretim süreçlerimizin her alanına dahil ediyor, bütüncül ve çok boyutlu mekanizmalarımızı kararlılıkla devreye alıyoruz.
YEŞİL DÖNÜŞÜM PROGRAMI: Bakanlığımızın yeşil dönüşümde sanayimize rehberlik eden paydaş olarak konumlandığı Yeşil Dönüşüm Programı'nı hayata geçirdik. Programla imalat sanayimizdeki firmalarımızın döngüsel ekonomi, atık yönetimi, kaynak verimliliği ve karbon salınımını azaltmaya dönük yatırım projelerine 226 milyon liraya kadar nakit destek, yatırımların yüzde 40'ı kadar vergi indirimi sağlıyoruz. Tabi, sanayimizin sıfır atık, sürdürülebilirlik ve verimlilik eksenindeki dönüşümü büyük ölçekli ve nitelikli yatırımları zorunlu kılıyor.  Bu nedenle, Türk sanayisi ile uluslararası finans kuruluşlarının net sıfır emisyon hedefine yönelik çabalarını ortak bir zeminde buluşturmayı stratejik bir adım olarak görüyoruz.
ÇEVRECİ FİNANSMAN DESTEKLERİ: "Türkiye Sanayi Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformu"yla, sanayimizin yeşil dönüşüm yatırımlarına 2030'a kadar 5 milyar avroluk uluslararası finansman sağlama yolunda önemli bir adım attık. Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Projesi'nde, yeşil dönüşüm projeleri için OSB'lerimize 250 milyon avroluk finansman sağladık.  Dünya Bankası iş birliğinde yürüttüğümüz 450 milyon dolar bütçeye sahip bir diğer program olan "Türkiye Yeşil Sanayi Projesi" ile sanayimizin yeşil dönüşümde teknoloji ve kapasite geliştirme sürecini hızlandıracak adımlar atıyoruz.
161 PROJEYE 914 MİLYON LİRA: Teknoloji geliştirmeden istihdama, girişimcilikten sosyal eşitsizliklerin azaltılmasına uzanan geniş bir yelpazede doğru adımları attığımız takdirde sıfır atık yolculuğumuzu refahın ülke sathında daha dengeli yayılması için bir vesile haline getirebiliriz. Bu anlayış doğrultusunda, kalkınma ajanslarımız eliyle sıfır atık hedefimize güç katan 161 projeye 914 milyon lira destek sağladık. Bölgesel kalkınmayı çevresel sürdürülebilirlikle buluşturmak üzere Dünya Bankası iş birliğinde 400 milyon dolar bütçeli (SoGreen) Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesini uygulamaya aldık.
YEREL KALKINMA HAMLESİ PROGRAMI: Geçtiğimiz yıl devreye aldığımız teşvik sisteminin temel unsurları arasında yer alan Yerel Kalkınma Hamlesi Programının 2025 yılı çağrısında, 22 ilde 33 başlıkta sıfır atık ve döngüsel ekonomi anlayışını esas alan yatırımları destekleyeceğimizi ilan ettik.  Başvurular arasında başarılı bulunan 33 projeyle atık geri kazanımından biyobazlı üretime, tarımsal ve endüstriyel atıkların katma değerli ürünlere dönüştürülmesinden sürdürülebilir enerji ve ileri malzeme üretimine geniş bir yelpazede 12,7 milyar liralık yatırımın önünü açtık.  2026 yılı Yerel Kalkınma Hamlesi Çağrısında da atıkları çevresel bir yük olmaktan çıkarıp üretime, istihdama ve katma değere dönüştüren 14,6 milyar lira yatırım büyüklüğüne sahip 56 proje için başvuru aldık.   Bu programda desteklediğimiz projelerin her birine 301 milyon liraya kadar finansman katkısı ve yatırımın yüzde 50'si kadar vergi indirimi sağlıyoruz.
"YERELDEN ULUSALA İSRAF, ATIK VE KAYNAK YÖNETİMİ": Arzumuz ülkemizin dört bir yanında atığı kaynağında azaltan, mevcut kaynakları yeniden değere dönüştüren ve yerel potansiyeli üretimle buluşturan bir kalkınma modelini hep birlikte tesis edebilmek.  Sıfır Atık Vakfının "Yerelden Ulusala İsraf, Atık ve Kaynak Yönetimi" anlayışıyla başlattığı çalıştaylar, bu modelin fikrî zeminini güçlendiren şehirlerimizin bilgi, tecrübe ve ihtiyaçlarını milli hedeflerimizle buluşturan çok kıymetli bir istişare mekanizması.
SIFIR ATIK FORUMU: Şunu da bu vesileyle ifade etmek isterim: Sıfır Atık Hareketi, bugün artık insanlığın ortak davası hâline gelmiş küresel bir çevre seferberliğidir. Bakınız, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 2022'de kabul edilen kararla 30 Mart, "Uluslararası Sıfır Atık Günü" ilan edildi. Bu tarihî karar, ülkemizde filizlenen bir hareketin bütün insanlığın ortak vicdanında karşılık bulduğunun açık tesc ForInvest Haber