ANALİZ- Uluslararası Piyasalar Günlük Bülten (Burgan Yatırım) [FNC-NEWS]
- 11.05.2026 09:25
https://mona-forinvest-news-inbound-mails.s3.us-east-1.amazonaws.com/attachments/dda54033dcac470988cb4529771dc748%40burganyatirim.com.tr/Uluslararas%25C4%25B1%2520Piyasalar%2520G%25C3%25BCnl%25C3%25BCk%2520B%25C3%25BClten%2520-%252011%2520May%25C4%25B1s%25202026.pdf
Öne Çıkan Gelişmeler
Trump'ın İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun bir kısmını üçüncü bir ülkeye aktarma teklifini "kabul edilemez" bulması ve Tahran'ın nükleer tesisleri sökme fikrini reddetmesi, yeni haftaya Orta Doğu kaynaklı belirsizliğin yeniden yükseldiği bir zeminle başlanmasına neden oldu. Bu açıklamaların ardından petrol fiyatları yukarı yönlü tepki verirken, Trump'ın bu hafta Pekin'de Xi Jinping ile yapacağı görüşmede İran'a yönelik Çin tutumu, petrol alımları ve daha geniş ekonomik başlıklar üzerinden baskıyı artırmasının beklenmesi, jeopolitik riskin enerji piyasasının ötesine geçerek ticaret ve büyük güç dengeleriyle iç içe geçtiğini gösteriyor.
Powell'ın Fed Başkanı olarak görev süresinin dolduğu haftada Pimco'nun savaşın Fed'i faiz indirimlerini ertelemeye, hatta gerekirse daha sıkı bir çizgiye zorlayabileceğini söylemesi de, yüksek enerji maliyetlerinin artık yalnızca enflasyon başlığı değil, para politikasının yönü açısından da daha belirleyici hale geldiğine işaret ediyor. Buna karşılık BlackRock, Danske Bank ve Robeco gibi kurumlara göre artan döviz rezervleri, daha güçlü kurumsal yapılar ve değişen yatırımcı tabanı, gelişmekte olan piyasaların bu yıl savaş ve enerji şokuna rağmen dirençli kalmasında etkili oluyor. Böylece piyasalar yeni haftaya bir yandan İran başlığında sertleşen söylemler ve yükselen petrol fiyatlarını, diğer yandan gelişmekte olan ülkelerdeki görece dayanıklılığı birlikte fiyatlayan daha katmanlı bir görünümle giriyor.
Fiyatlamalar
Dolar endeksi %0,42 düşüşle 97,84 seviyesinden günü tamamlarken, piyasanın İran başlığında daha sert bir kopuştan çok diplomasi ihtimalini fiyatlaması ve ABD tahvil faizlerindeki geri çekilme dolar üzerinde baskı yarattı. USD/JPY %0,14 düşüşle 156,648 seviyesine gerileyerek, hem doların zayıflamasından hem de risk iştahındaki toparlanmaya rağmen yen tarafındaki hassasiyetin korunmasından etkilendi. EUR/USD %0,51 yükselişle 1,1785 seviyesine çıkarken, burada doların genel zayıflığına ek olarak Avrupa tarafında enerji kaynaklı en kötü senaryonun kısa vadede ötelenmesi etkili oldu. EUR/GBP %0,05 düşüşle 0,8645 seviyesine inerken, sterlin Euro'ya göre daha dengeli bir görünüm sergiledi. Değerli metallerde ons altın %0,61 yükselişle 4.715 dolara, gümüş ise %2,56 artışla 80,21 dolara çıktı. Burada hareketin ana nedeni güvenli liman talebinden çok, jeopolitik risklerin zamanla hafifleyebileceği ve enerji baskısının ileride merkez bankalarına faiz indirimi alanı açabileceği beklentisi oldu. ABD 10 yıllık tahvil faizinin %4,36 seviyesine gerilemesi de bu temayı destekledi. Brent petrol %3,39 yükselişle 107,73 dolardan kapanırken, Trump'ın İran'ın son teklifini yetersiz bulması ve enerji arzına ilişkin belirsizliklerin sürmesi petrol tarafında risk primini yeniden yükseltti. Hisse senedi piyasalarında ise S&P 500'ün %0,84, Nasdaq 100'ün %2,35 yükselmesi, tahvil faizlerindeki geri çekilme ve teknoloji tarafındaki güçlü fiyatlamayla risk iştahının yeniden belirgin şekilde toparlandığını gösterdi.
Ekonomik Takvim
Ekonomik takvimde bugün piyasaları doğrudan belirleyecek önemli bir makro veri bulunmuyor. Bilanço tarafında Constellation Energy finansalları öne çıkarken, jeopolitik gelişmeler ve İran başlığı gündemin ana maddesi olmaya devam edecek.
Döviz piyasaları - ABD Nisan ayı tarım dışı istihdam 65 binlik beklentilerin üzerinde 115 bin olarak açıklanırken, işsizlik oranı %4,3'te sabit kaldı. Bu sonuçlar ABD iş gücü piyasasındaki dirençli duruşun korunduğunu gösterirken, yüksek petrol fiyatları ile beraber şahin tarafa kayan Fed beklentilerini destekler nitelikte gerçekleşti. Nisan verisi ek sıkılaşma ihtimalini gündeme getirecek derecede güçlü bir veri değil ancak en azından Fed'in beklemede kaldığı bu dönemde iş gücü piyasasından endişe duymayacağı ve olası faiz indirim adımını da ötelemeye devam edebileceği bir görünümü öne çıkardı. Piyasaların Orta Doğu kaynaklı gelişmelere odaklı kalması ile verinin çoklu varlık sınıfları üzerindeki etkisi sınırlı oldu. İstihdam verisi sonrasında yatırımcılar Fed cephesinde faizlerin sabit kalacağı senaryoyu ön planda tutmaya devam etmekte.
Bu hafta uluslararası piyasaların yönünde ABD-İran ilişkileri ve 14-15 Mayıs'taki Trump-Xi zirvesi belirleyici olacak. Ek olarak gözler ABD Hazine Bakanı Bessent'in Japonya'ya yapacağı ziyaret takip edilecek. Orta Doğu cephesinde oldukça değişken haber akışı belirsizliği yüksek seviyede tutmakta. Trump'ın hafta sonunda İran'ın barış teklifini reddetmesi, savaşın uzayacağı endişesiyle petrol fiyatlarını yükseltti. İran yaptırımların kaldırılması, ablukanın sona ermesi ve Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğinin tanınmasını isterken, taraflar arasında anlaşma sağlanamadı.
Bir başka önemli gelişme olarak Fed Başkanı Powell'ın görev süresinin 15 Mayıs'ta sona ermesi ile sürecin ne yönde ilerleyeceği takip edilecek. Kevin Warsh'ın hafta sonundan önce onaylanmasının muhtemel olduğu belirtilirken, yeni Fed başkanının siyasi baskıya karşı nasıl hareket edeceği başta olmak üzere para politikasına bakış açısına yönelik birçok soru işareti bulunmaya devam ediyor. Powell geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada Fed merkez binası renovasyonuna ilişkin soruşturmanın tam anlamıyla şeffaf ve kesin şekilde sonuçlanmasından emin olana kadar yönetim kurulunda kalacağını söylemişti. Powell'ın kuruldan da ayrılması halinde piyasanın Fed bağımsızlığının zayıfladığı temasının daha hassas bir konuma geçtiğini görebiliriz.
Japonya'nın geçtiğimiz günlerde yaklaşık 10 trilyon yenlik döviz müdahalesi yaptığı tahmin edilirken Nisan sonunda 160'ı aşan USD/JPY müdahaleler sonrasında 156 civarında dalgalı seyrediyor. Bu hafta Orta Doğu'daki gelişmeler ile beraber ABD Hazine Bakanı Bessent'in Japonya ziyareti piyasaların odağında olacak. Bessent'in yenin değer kaybına karşı müdahaleye destek vermesi halinde Japonya'nın döviz müdahaleleri güç kazanabilir. Ayrıca Japonya Merkez Bankası içinde faiz artırımı beklentilerinin arttığı gözlenmek. Bu durum JPY'yi destekleyen bir faktör olarak karşımıza çıkabilir. Yeni haftada USD/JPY'de 155-158 aralığını önemsiyoruz. 158'in aşılması yeniden 160'a doğru bir yükseliş ve BOJ'dan ek müdahale ihtimalini gündeme getirebilir. Söz konusu aralık içerisinde bir süre dalgalı ve yönsüz seyir izlenebilir. 155 aşağısında ise bir yıllık yükseliş trendinin aşağı yönlü geçilmesi ile özellikle de petrol fiyatlarının 100 dolar sınırı altında kaldığı senaryoda JPY'de daha kalıcı değer kazançları görülebilir.
Değerli metaller - Değerli metallerde Mayıs ayındaki görünüm tamamen Orta Doğu gelişmeleri ile yön bulmaya devam edecek Buna istinaden siyasi tarafta değişken haber akışı ile zaman zaman sert yön değişimleri görmeye devam edebiliriz. Orta Doğu'ya ilişkin olumsuz yönde sürpriz bir katalizörün öne çıkmadığı senaryoda aşağı yönlü risklerin ons altında 4.100-4.500 dolar, gümüşte ise 70 dolar seviyeleri ile sınırlı olduğunu düşünüyoruz. Nisan ayında olduğu gibi yaşanan geri çekilmeleri kademeli şekilde değerli metallere geçiş ile XAU ve XAG put opsiyonu satışları için fırsat olarak görüyoruz.
Mayıs ayının ilk işlem haftası itibarı ile Orta Doğu tarafında öne çıkan iyimserliğin kalıcı olunması ve petrol fiyatlarındaki aşağı yönlü seyrin korunması durumunda orta vadede ons altında 5.200, gümüşte 90 dolara kadar bir marj öngörüyoruz. Değerli metallere ilişkin kısa-orta vadeli iyimser bakış açımıza rağmen yukarı yönlü hareketin 2025 yılındaki rallideki güçlü yükselişten ziyade daha kademeli ve zamana yayılacak ölçekte gerçekleşmesini bekleriz. Ayrıca Ocak ayında görülen tarihi zirveler olan ons altında 5.600, ons altında ise 121 dolar dirençlerinin bu yıl içerisinde kayda değer ölçekte aşılmasını beklemiyoruz.
ABD hisse senedi piyasaları - ABD hisse senetlerinde haftaya girişte, endekslerin yukarı yönünü tamamen kaybetmediği ama son haftalardaki kadar rahat ilerleyemeyeceği bir zemini bizlere işaret ediyor. Bunun ilk nedeni, bilanço sezonunun en yoğun bölümünün geride kalmış olması. Son iki haftada piyasa neredeyse her gün büyük teknoloji bilançolarından yeni bir yön, yeni bir teyit ve yeni bir hikaye buluyordu. Bu hafta ise o yoğun akış belirgin şekilde azalıyor. Böyle dönemlerde piyasa endeksleri yukarı taşımak daha zor hale gelir, zira fiyatlama daha çok makro başlıklara, tahvil faizlerine, petrol hareketine ve jeopolitik haber akışına bağımlı kalır. Haftaya girerken doların geri çekilmesi ve ABD 10 yıllık tahvil faizinin %4,36 seviyesine inmesi ilk bakışta destekleyici görünse de, Trump'ın İran'ın son teklifini yetersiz bulması ve Brent'in yeniden 107 doların üzerine çıkması bu rahatlamanın kalıcı bir iyimserliğe dönüşmesini engelliyor. Yani piyasa bir tarafta diplomasinin tamamen çökmediğini, diğer tarafta enerji riskinin hala masada olduğunu aynı anda fiyatlıyor. Böyle bir dengede S&P 500 için geniş tabanlı ve güçlü bir ralli beklemek zor düşünüyoruz. Daha olası senaryonun, endeksin yukarı yönünü korumaya çalıştığı ama bunu çok daha seçici ve daha düşük bir konfor alanıyla yaptığı bir yapı olacağını öngörüyoruz.
Geçen haftalarda endeksleri yukarı taşıyan ana grup büyük ölçekli bilgi teknolojileri, yarı iletkenler ve yapay zeka altyapısı bağlantılı hisselerdi. Bu liderlik hala bozulmuş değil. Hatta bilanço yoğunluğunun azalması, yatırımcıyı yeniden temalara döndürdüğü için bu alanlar görece daha da görünür hale gelebilir. Ancak burada da her teknoloji hissesini aynı sepete koymak doğru değil. Piyasanın desteklediği alan, yazılımın ya da teknoloji evreninin tamamı değil, sipariş görünürlüğü olan, veri merkezi harcamalarından doğrudan beslenen, marj yapısını koruyabilen ve yatırım harcamalarını gerçek gelir büyümesine çevirebilen şirketler. Yani AMD, Arista, Microsoft, Amazon gibi isimlerin dahil olduğu yüksek kaliteli teknoloji kümesi ile yalnızca hikaye üzerinden taşınan daha kırılgan büyüme hisseleri arasındaki fark daha belirgin hale geliyor. Haftaya girerken Nasdaq'ın S&P 500'e göre daha güçlü kapanmış olması da bunu yansıtıyor. Piyasa şu anda teknolojiye dönmüyor, teknolojinin içindeki kaliteye dönüyor. Bu da bizlere, petrol fiyatı ve jeopolitik başlıklar S&P tarafında ağırlık yaratırken, Nasdaq içinde liderliğin daha çok yapay zeka altyapısı, bulut ve yarı iletken omurgasında kalmaya devam edebileceğini gösteriyor.
Bu nedenle haftanın başında bizim yaklaşımımız, genel endeks görünümünde daha temkinli ama teknoloji içindeki liderlik alanlarında daha yapıcı kalmak yönünde. Bu hafta bilanço sayısı geçen haftalara göre belirgin biçimde daha az olduğu için, endekslere yukarı yön verecek yeni ve güçlü şirket katalizörleri sınırlı kalabilir. Bu da S&P 500'ü daha çok petrol, faiz ve İran başlığına duyarlı hale getirir. Nasdaq tarafında ise durum biraz farklı. Tahvil faizleri yeniden sert yukarı gitmediği ve dolar yeni bir baskı yaratmadığı sürece, büyük ölçekli BT ve altyapı bağlantılı teknoloji şirketlerinin göreli gücünü koruması daha olası. Constellation Energy bilançosu da bu açıdan yalnızca şirket özelinde değil, veri merkezleriyle artan elektrik talebinin enerji altyapısı tarafında nasıl fiyatlandığını görmek açısından önemli olacak. Bu haftaya başlarken asıl beklentimiz, endeks geneline yayılan güçlü bir iyimserlik değil. S&P 500'de daha kontrollü, daha kırılgan ve haber akışına bağlı bir seyir, Nasdaq tarafında ise liderliğin yine yüksek kaliteli teknoloji ve altyapı hisselerinde kalması daha olası görüyoruz.
Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
ForInvest HaberBurada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.