TÜSİAD/Kaslowski: Ülkemizde ekonomik istikrar, demokrasi ve hukuk devleti konusunda kararlı politikalar güven ve öngörülebilirlik için önemli

  • 24.11.2020 11:45

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski 12. Rekabet
Kongresi açılış konuşmasında, " Ülkemizde ekonomik istikrar,
demokrasi ve hukuk devleti konusunda kararlı politikalar eşliğinde
adımlar atılması, güven ve öngörülebilirliğin artırılması bakımından
büyük önem taşıyor" ifadesini kullandı
Kaslowski konuşmasında şunları söyledi:
"Bir taraftan Covid 19 salgınının etkisini ve yayılımını yeniden
artırdığı, ülkemizde ve dünyada hükümetlerin ardı ardına kısıtlayıcı
tedbirler almak zorunda olduğu bir dönemdeyiz. Diğer taraftan aşı
çalışmaları konusunda umut verici gelişmeler yaşanıyor. Salgınla artan
belirsizlik durumu bize, ayakta kalmak ve rekabet edebilmek için
değişime hızlı uyum sağlamanın önemini bir kez daha gösteriyor.
Son yıllarda pek çok konuşmamızda küresel rekabetin değişen
unsurlarına dikkat çekiyorduk. Dördüncü Sanayi Devrimi'nin de temelini
oluşturan dijital dönüşüm geleneksel yöntemlerle rekabet etmeyi çok
zorlaştırmıştı. Hem küresel hem de bölgesel dinamiklerin hızlı
değişimi ve yeniden şekillenen işbirlikleri ülkemizin rekabetçiliği
için yeni fırsatlar yanı sıra riskler de barındırıyordu. Salgınla
birlikte dijitalleşmenin, iş yapış yöntemleri, çalışma hayatı,
tüketici davranışları, tedarik zincirleri gibi birçok alanda daha
fazla yer alması ile bu süreç çok daha hızlandı. Ülkemizin halihazırda
mücadele ettiği düşük verimlilik, düşük katma değer, orta teknoloji
tuzağı gibi sorunlar salgınla birlikte kendini daha da göstermeye
başladı. Etkin yönetişimin önemi bir kez daha hissedildi.
Dördüncü Sanayi Devrimi'nin getirdiği paradigma değişiminin
başlattığı, Covid-19 salgınının perçinlediği tüm bu dönüşüm sürecinde
ülkemizin stratejik sektörlerden başlayarak rekabet gücünü yeniden
tesis etmesi çok önemli. Bunlardan biri hiç kuşkusuz sanayimiz.
Ülkemizde yıllar içinde sanayinin ekonomideki yerinin arttığını
görüyoruz. Aynı zamanda en istikrarlı verimlilik artışını da sanayide
yakaladık. Buna rağmen ülkemizde sanayinin yarattığı katma değerin
payı rekabet ettiğimiz Almanya, Singapur, Güney Kore gibi ülkelere
kıyasla daha düşük. Yüksek ve orta-yüksek teknoloji üretimimiz ise
beklentilerimizin çok altında. Zaman içerisinde düşük teknolojileri
ürünlerin üretimindeki artış azalmasına rağmen yüksek teknoloji
üretiminde beklediğimiz sıçramayı maalesef gerçekleştiremedik. Bu da
hayal ettiğimiz, hedeflediğimiz katma değer yaratımının önündeki en
büyük sorunlardan biri.
Düşük katma değer sorununu ne yazık ki tarımdan turizme,
lojistikten KOBİ'lere birçok alanda ve sektörde görüyoruz. Örneğin
tarımda ürettiğimiz katma değer halen birçok ülkenin gerisinde.
Turizmde hem coğrafya hem de kültür-tarih bakımından büyük bir
potansiyel barındıran ülkemiz küresel ve bölgesel sorunlar nedeniyle
bu potansiyelini tam anlamıyla gösteremiyor. Jeopolitik konumumuz
nedeniyle büyük avantaj sahibi olduğumuz lojistik sektöründe dahi
küresel eğilimleri yakalamakta güçlük çekiyoruz. Bu da bizi
rakiplerimizin gerisinde bırakıyor. Pandemi şartları bu durumu daha da
zorlaştırıyor.
Geçmişe dönüp baktığımızda resim çok iç açıcı görünmese de tüm
sektörlerimizde katma değer yaratan dönüşümü sağlayarak sektörlerin
rekabet gücünü artırmak için reçete aslında bellidir: küresel başarı
hikayelerinden ilham alarak, ülkemizin mevcut koşulları, sermaye
yapısı, işgücü yetkinlikleri ve tarihsel birikimi temelinde gerekli
adımları hayata geçirmek. Dijital dönüşümden iklim değişikliğine,
sürdürülebilir kalkınmadan toplumsal cinsiyet eşitliğine kadar yeni
çağın ihtiyaç ve gerekliliklerini iş modellerimize çevik bir şekilde
entegre ederek, insanımızı yetkinleştirerek ve kurumlarımızı
etkinleştirerek uzun vadede rekabet gücümüzü artırabiliriz.
Covid-19 salgını döneminde hemen hemen her alanda köklü
değişiklikler görüyoruz. Bu alanlardan biri de küresel tedarik
zincirleri. Ülkemizin konumu gereği oldukça önemli gördüğümüz küresel
tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi birçok alanda yeni risk ve
fırsatları gündeme getirecek. Küresel tedarik ağlarının kuşkusuz en
önemli unsurlarından biri de çevresel değerler. İklim değişikliği ile
mücadele, yenilenebilir enerji, sürdürülebilir üretim ve döngüsel
ekonomi bugünden itibaren önümüzdeki dönemde küresel rekabetçiliği
şekillendiren dinamikler olacak. TÜSİAD olarak bu alanlarda
çalışmalarımızı büyük bir azimle sürdürüyoruz. İklim değişikliği ile
mücadele sürecinde önemli bir adım olan Paris Anlaşması'nın ortaya
koyduğu hedefleri benimsiyoruz. En büyük ticaret partnerlerimizden
Avrupa Birliği'nde yeşil ve dijital dönüşüm hedefiyle oluşturulan
Yeşil Mutabakat başta olmak üzere tüm gelişmeleri yakından takip
ediyoruz. Tarımdan enerjiye, sanayiden lojistiğe tüm sektörlerimizde
küresel rekabetçiliği sağlamanın en önemli yollarından birinin iklim
değişikliği ile mücadeleyi temel alan, çevresel sürdürülebilirliği
önemseyen politikalar olduğuna inanıyoruz.

İçinde bulunduğumuz Covid 19 salgın sürecinde, tüm dünya gibi
bizim ekonomimiz de zorlu bir süreçten geçiyor. Başlangıç olarak
enflasyonla mücadelede Merkez Bankası'nın gereken adımı atmış olması
olumlu bir gelişmedir.
Yolumuz ise uzun. Ekonomide atmamız gereken adımları planlı
bir şekilde, kısa vade ve uzun vadeli stratejiler olarak ayırmamızda
fayda bulunuyor. Bu zaman zarfında özellikle önümüzdeki 4-5 aylık
vadede tüm dünya gibi bizler de başta istihdam ve üretim alanlarında
zorlanacağız. Türkiye bu süreçte bir taraftan da enflasyonla mücadele
etmek zorundadır. Enflasyonla mücadeleden taviz vermezsek, önümüzdeki
kısa vadede sürdürülebilir büyüme ve istihdam artışını yakalama
şansımız doğar. Finansal koşulların geçici olarak sıkılaşması böyle
bir dönemde elimizi zorlaştırsa da, orta vade perspektifte enflasyonu
düşürmenin, serbest piyasa ilkelerini benimsemenin ve yatırım ortamını
iyileştirmenin faydasını öncelikle büyüme ve istihdam artışında
göreceğiz.
Odaklanacağımız konuları doğru seçmeli iktisadi alanda atacağımız
adımları planlı şekilde ve piyasalarla doğru iletişimle
oluşturmalıyız. Ekonomi yönetiminin piyasalarla ve reel kesimle
iletişim düzeyini artırmasını doğru ve etkin bir politika aracı olarak
görüyoruz.
Şeffaflık ve öngörülebilirlik ekonomide güvenilirliği artıran en
önemli unsurlar. Kısa vadede atacağımız bu adımlar, uzun vadede
kapsamlı bir ekonomi politikası uygulama kapasitemizi de
yükseltecektir. İstihdam, vergi, sermaye piyasaları gibi konularda
gereken dönüşümü sağlayabilmemizin önkoşulu doğru para politikası ve
disiplinli maliye politikasına geri dönülmesinden geçmekte. Yakın
vadede de, her iki alanda, pandemi koşulları, ekonomi üzerindeki baskı
ve istihdama olan destek ihtiyacı da gözetilerek, gerekli adımların
planlı bir şekilde geleceğine inanıyoruz.
Ülkemizde ekonomik istikrar, demokrasi ve hukuk devleti konusunda
kararlı politikalar eşliğinde adımlar atılması, güven ve
öngörülebilirliğin artırılması bakımından büyük önem taşıyor. Bu
politikalar aynı zamanda Avrupa Birliği ve ABD ile ilişkilerimizde
yeni açılımlar sağlayabilecek, küresel ve bölgesel ekonomik iş
birliklerindeki konumumuzu da olumlu yönde etkileyecektir.
Konuşmama son verirken, içinden geçtiğimiz dönüşüm sürecinin
sektörlere etkilerini ve bu dönüşümde odaklanılması gereken farklı
boyutları kapsamlı ve derinlikli bir şekilde ele alan Rekabet Kongresi
için SEDEFED ve TÜRKONFED'e ve değerli başkanlarına çok teşekkür
ediyorum. Etkinliğin verimli geçmesini diliyor sizleri sevgi ve
saygıyla selamlıyorum.




Foreks Haber Merkezi ( haber@foreks.com )
http://www.foreks.com
http://twitter.com/ForeksTurkey